Sayfa yükleniyor...
COMUHABER.COM - Çanakkale'nin En Güncel Haber Sitesi
ÇOMÜ Haber

ÇANAKKALE, ÇOMÜ’DE YENİ ANAYASAYI KONUŞTU

ÇANAKKALE,  ÇOMÜ’DE  YENİ ANAYASAYI  KONUŞTU

‘Yedi İklim Yedi Kültür’ projesi kapsamında Türkiye’nin çeşitli illerinde bulunan 15 Sivil Toplum Kuruluşu’nun (STK) ortaklaşa düzenlediği ”Yeni Demokratik Anayasa Paneli” Çanakkale Vakfı’nın evsahipliği ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Süleyman Demirel Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

Türkiye’nin 81 ilinden STK temsilcilerinin de katıldığı konferansa ilgi yoğun olurken, Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, Çanakkale’de bulunan STK temsilcileri ve çok sayıda vatandaş da panele katıldı.

Yeni Demokratik Anayasa Paneli’nin modaratörlüğünü Av. Şaban Kurt yaparken, AK Parti Milletvekili Av. Mehmet Daniş, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kaya’da panelde konuşmacı olarak yer aldılar.

Türkiye’nin diğer illerinden gelen STK temsilcilerinin konuşmaları ile başlayan panelde Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, İstanbul Üsküdar Belediyesi Başkanı Mustafa Kara, AK Parti Çanakkale Milletvekili Av. İsmail Kaşdemir ve AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk de birer konuşma yaptı.

Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna ”Kardeşlik normu”nun kuvvetli bir saik ve motive edici birlik unsuru olduğunu dile getirdi.

Türkiye’de farklı kesimlerin kardeşliğe farklı anlamlar yüklediğini vurgulayan Tuna, ”Herkes veya her kesim kardeş olduğumuzu kabul etmekte, ama kardeşliğimizin ne kardeşliği ve nasıl bir kardeşlik olduğunu farklı şekilde anlatmaktadır. Hukuku olmayan bir kardeşlik uzun ömürlü olmaz. Kardeşliğimizin hususunda yanılmaya başlamışsak, kadim kardeşliğimize dönünce veya üzerinde anlaştığımız yeni kardeşlik buluncaya kadar birliğimiz ve geleceğimiz tehlikede demektir” dedi.

Vali Tuna, bugün gelinen noktada yeni demokratik anayasa yapmanın konuşulduğunu belirterek, şöyle dedi:

”Nasıl bir anayasa yapacağız. Yapacağımız anayasada öncelikle temel insani haklarla ilgili düzenlemeler yapılmalıdır. İnsani ve evrensel değerlerin getirilmeye çalışıldığı bir zeminde zaten kimsenin etnik değerlerle ilgili bir mücadele içine girmesi beklenemez. Yeni anayasa yine ortak değerler üzerinden birlik ve beraberliğimizin teminatı olmalıdır. Birliğimizin omurgası, inançlarımız ve inandığımız değerlerden ürettiğimiz ideallerimize ve geleceğe uzanan eksen üzerinde, hatta içinde yatmaktadır. Bu bakımdan terör dahil birçok meselemizde, bu arada anayasa çalışmalarında sivil topluma büyük sorumluluk düşmektedir. Anayasanın mutabakatla yapılması konusuna gelince, demokratik sistemin temelinde diyalog vardır. Toplumun farklı kesimlerinin bir araya geldiği bir meclisimiz var ve bu konu da mutabakatla yürütülmeye çalışılıyor. Ama yüzde 100 mutabakat sağlanması diye bir şey de beklenmemesi gerekir. Ama toplumdan gelen taleplere yeni anayasada cevap verilebilmelidir.”

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk de Çanakkale’nin, millet ve coğrafya esaslı bir sözün söylenebilmesi noktasında sembol bir yer olduğuna işaret etti.

Çanakkale’nin bu ülkede daha çok konuşulmak, bu ülkede kurumsal bir kimlik haline gelmesinin mecbur olduğunu dile getiren Külünk, şunları söyledi: ”Tunus’ta, Mısır’da, Bosna Hersek’te, Kosova’da, Azerbaycan’da, Türkmenistan’da, Kırgızistan’da, Uygur Türkleri, Suriye’deki kardeşlerimiz, Irak bekliyor. Hepsi ‘Türkiye’ diyor. Türkiye’nin tecrübeleri bu coğrafyanın da önünü açacak önemde, güçtedir. Bu millet de bu anayasayı yapacak güçtedir.”

Panelistlerden AK Parti Çanakkale Milletvekili Av. Mehmet Daniş, Anayasa Paneli’ni çok anlamlı bulduğunu belirterek şunları söyledi:

“Anayasanın parti mutabakatından ziyade halkın mutabakat metni olması gerekiyor. İşin püf noktası da burada, anayasanın yapılma şeklinde. Ne yazık ki tepeden inerek yapılan darbe mahsulü bir anayasamız var. Anayasanın tahkim ettiği kurumlarımız var ve bu kurumların bizim bireysel haklarımız üzerinde ipotekleri var. Her bireyin hürriyetine müdahale eden alanlar oluşmuş. Dolayısıyla böyle bir çelişkiyi yaşıyor Türkiye. Anayasa metinleri halkın kendi arasında yapmış olduğu bir sözleşmedir. Halkın devletle yapmış olduğu bir sözleşme değildir. Anayasası halk yapar, bireyler yapar. “

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner de yaptığı konuşmada, Cumhuriyet’in 100. kuruluş yılı olan 2023 yılına, Çanakkale ruhunu, geniş ortak paydaya, tüm yasalara, anayasaya, gündelik yaşantıya oya gibi işleyerek ulaşılabileceğini söyledi.

”Tıpkı Çanakkale Savaşı’ndaki siperlerde, yanımızdaki kardeşimizin mezhebini nasıl merak etmediysek, yanımızdaki dairede oturan kişinin mezhebini de fark etmediğimiz, önemsemediğimiz günlerin hayalini kuruyorum. Fark etmediğimiz etnik kökenlerin hayalini kuruyorum. O anlamda Çanakkale ortak paydasının Türkiye’nin olabilecek en geniş yaşanmış, en geniş ortak paydası olduğunu düşünüyorum. Anayasanın bu ruhla yazılmış olmasını temenni ediyorum” diyen Laçiner, şöyle devam etti:

”Anayasayı değiştirdiğiniz, en iyi anayasayı yazdığınız zaman sorunlarınız bitmez. ABD’nin, Finlandiya’nın, Almanya’nın anayasasını alalım, buraya doğrudan getirelim, başına bir ay yıldız, üzerine de ‘TC Anayasası’ yazalım. Bütün sorunlarınız aynen devam eder. Hiçbir şey değişmez. Hatta tüm anayasaların hepsini toplayın, en iyisini ortaya çıkarın, dünya anayasalar yarışması birincisi olun, yine bir şey değişmez. O anlamda anayasanın değiştirilmesinin sembolik bir anlamı vardır. Çünkü Türk milleti uzunca bir süreden sonra belki de ilk defa olarak kendi anayasasını, sivil, silahlı olmayan anayasasını yapacak, ilk medeni anayasası olacak. O anlamda sembolik bir anlamı var. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni anayasası bir cümle de olsa beni tatmin eder. O cümle de şöyle olabilir, (biz Türkiye’nin insanları bir araya geldik, birlikte yaşamak istiyoruz, birbirimize karşı saygımız sonsuz. İfade özgürlüğü olsun, farklılıklarımız olsun bir arada yaşayacağız. Tüm dünyaya bunu ilan ediyoruz) bitti. Ama zor olan bunu yaşamaktır, kanunları yazmak değildir.”

Prof. Dr. Sedat Laçiner, konuşmasında yeni anayasada mutabakat konusuna da değindi.

”Partilerin mutabakatını ararsanız, doğruya ulaşamazsınız. Partilerin mutabakatını aramış olsaydık, Türkiye’de bazı davalar hiç başlamamış olurdu” ifadesini kullanan Laçiner, şunları kaydetti:

”Partilerin mutabakatını aramış olsaydık, şu son 10 yılda yaşanmış olan devrimsel pek çok şey yaşanmamış olurdu. Tabuların pek çoğunu kıramamış olurduk. Nazım Hikmet diyor ya ‘suçun büyük bir kısmı da sende kardeşim.’ Suçun büyük bir kısmı da partilerde. İnsanlar tankların önüne daha yeni yeni çıkıyorlar. Daha darbelere ‘dur’ deme yeni yeni başladı. Yeni yeni örgütlenebiliyoruz. Elbette bunu söylerken hırsızın hiç mi suçu yok. Hırsızın da suçu çok. Ama şapkayı alıp kaçanın da suçu çok. Darbe yapanı haklı sanan başbakanın da bakanlarının da suç çok. O anlamda kirli bir tarih yazdıysak bunu birlikte yazdık. Doğrular, mutabakat olsun veya olmasın doğru, yanlışlar da yanlıştır. Parti mutabakatı aramayınız, halkın mutabakatını arayınız. Bu da nedir- Meclis tartışır, doğruları ortaya koyar madde madde ya da parça parça halkın önüne sunarsınız. Halk beğenir, beğenmez. Halk yanlışı beğenirse onu yaşamaya müstahaktır. Ama ben Türk halkının bugüne kadar önüne konulan sandıklarda çok da hata yaptığı kanaatinde değilim. Buna 12 Eylül Anayasasına verdiği oy da dahildir. Bugün de halkın oyunda hata arayanlar kendileri yanılıyorlar diye düşünüyorum. Ama ne olursunuz, parti mutabakatı aramayınız. Mecliste parti mutabakatı arayarak, orta yol bulunarak doğru yolu bulmak mümkün değil. Ben bugüne kadar iktidar partisinin pek çok tabuyu kırdığı, pek çok devrimsel iş yaptığı kanaatindeyim. Bunların hiçbirisinde parti mutabakatı yoktur.”

ÇOMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İbrahim Kaya da, anayasanın tanımını yaparak başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Devletin temel organlarını haklarını ve yükümlülükleri ve birbirleriyle ilişkili olan temel metin, temel belge olarak adlandırılır. İnsan haklarıyla ilgili şeyler güvence altına alınan çok önemli haklar da anayasayla tanımlanır. Anayasa onları güvence altına alır. Anayasa aslında birlikte yaşayacak mıyız? Yaşamayacak mıyız? Eğer yaşayacaksak hangi şartlarda nasıl bir düzende yaşayacağız bunun temellerinin ortaya konulduğu bir belgedir. Asli kurucu iktidar ve tali kurucu iktidar yani iki tane iktidardan bahsedilir. Fransız devriminden beri asli kurucu iktidar, savaş ve ihtilal gibi çok olağanüstü durumlarda oluşan iktidardır. Tali kurucu iktidar da asli kurucu iktidarın yapmış olduğu anayasayı, onun yazdığı şekilde değiştirme yetkisine sahip iktidardır. Yani TBMM bugün kurucu iktidar olarak anayasanın 175. Maddesinde belirtilen esaslara göre anayasayı değiştirebilir. Eğer bu tanımlar doğruysa bugün niçin yeni bir anayasadan bahsediyoruz? Bizim bu tanımlamalarımızı sorgulamamız lazım”

Anayasa paneli, katılımcıların panelistlere yönelttiği soruların cevaplanması ile son buldu.

comu.edu.tr

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ÇOMÜ Haber 22 Eylül 2017, Cuma