Sayfa yükleniyor...
COMUHABER.COM - Çanakkale'nin En Güncel Haber Sitesi
ÇOMÜ Haber

Sizce de Türkiye Demokratikleşmiyor Mu?

Sizce de Türkiye Demokratikleşmiyor Mu?

Bu soruyu neden sorduğumu merak ediyor olabilirsiniz. Çünkü ülkemizde hala demokrasiye inanmayan ve ülkemizin demokratikleşmediği aksine baskıcı bir yapıya doğru yol aldığına inananlar var. Elbette bu olacak. Zaten demokrasi de içerisinde farklılıkların bulunduğu bir kültür aynı zamanda.

Son zamanlarda ortaya çıkan MİT krizi ve bu konu hakkındaki tartışmalar dahi ülkemizin demokratikleştiğinin en belirgin kanıtı. Şöyle beyinlerimizi zorlayarak biraz gerilere gitmek ne kadar yol aldığımızı anlamak açısından çok faydalı olacaktır. 1923 – 1950 yılları arasında tek parti rejimi ile yönetilen ülkemiz 1946’da DP’nin kurulmasıyla çok partili rejime geçerek, demokrasinin birden fazla parti gerektirdiği ilkesini uygulamıştır. 1952’de ise NATO’ya üye olmuştur. İddia edildiğine göre NATO üye olan ülkelerde, sistemleri daha iyi kontrol edebilmek adına bazı iç mekanizmalar oluşturmuş. Bu İtalya’da “Gladio” olarak ortaya çıkarken, ülkemizde “Ergenekon” ismi ile yer almış.

Peki bu oluşum ne yapmış? Bir yandan ülkede askeri vesayetin sürmesine katkı sağlarken diğer yandan işine gelmeyen, kirli emellerini engelleyen kişileri gözünü kırpmadan tasfiye etmiştir. Bu oluşumun 27 Mayıs 1960 Darbesinde oynadığı rol bilinmez fakat 1980 öncesi Türkiye’ye ve 12 Eylül 1980 Darbesine bakıldığında onun uzantılarının olayların gidişatında çok önemli rolünün olabileceği en önemli ihtimaller dâhilindedir. Hatta 28 Şubat sürecinde bu grup yine ön plana çıkmış en son 2007’deki “Ayışığı” girişimi ise hüsranla sonuçlanmıştır.

Diyeceksiniz ki bunların birbiriyle ne alakası var? Şu yönden alakası var. Şu anda ülkenin en önemli kurumları ve üst düzey yöneticileri dahi rahatça eleştirilebilirken, daha önce bırakın bir generali, generalin köpeğini dahi eleştirmek, tutuklanmak veya hırpalanmak ve hatta öldürülmek için yeterliydi. Bu örnek dahi ülkenin ne kadar yol aldığını göstermesi açısından çok önemli.

Ülkemizde demokrasinin gelişmediğini aksine baskıcı bir anlayışın var olduğunu savunanlar buna örnek olarak tutuklu gazetecileri göstermekte, demokrasinin en önemli kriterinin ifade özgürlüğü olduğunu iddia etmektedirler. Fakat unuttukları şey tutuklanan bu gazetecilerin şu an terör örgütü olarak nitelenen bir örgüt ile bağlantı içinde olmaları ve bu örgüte yıllarca hizmet etme iddiasıyla yargılanıyor olmalarıdır. AİHM gibi önemli bir mahkeme, tutuklu gazeteci Tuncay Özkan hakkında karar verirken dahi Ergenekon’u “Hükümeti şiddet yoluyla devirmek isteyen bir terör örgütü” olarak tanımlamıştır. Türkiye’yi birçok açıdan insan hakları anlayışını tam oturtamamış bir devlet olarak tanımlayan AİHM’nin bu yönde bir karar vermesi dahi ülkenin demokratikleşmesinin önemli göstergelerinden biri sayılabilir.

Bu ortamdan memnun olmayan ve özgürlüklerinin kısıtlandığından bahsedenlere birkaç örnek vereyim. 28 Şubat süreci ile ilgili bir belgesel hazırlığında olan ülkemizin önemli gazetecilerinden Mehmet Ali Birand konuyla ilgili ODTÜ’de bir program gerçekleştirmiş. Birand bu olayla ilgili dönemin Genelkurmay Genel Sekreteri Orgeneral Erol Özkasnak’ın TV’nin yayın yönetmenini arayarak askerle ilgili soru sorulmasını engellediğini ifade etmiştir. Hatta Özkasnak’ın “Eğer Mehmet Ali Birand askerle ilgili bir soru sorarsa bu işin sonu olur” dediğini belirtmektedir. Peki bu mu ifade özgürlüğü, bu mu demokrasi?

Ayrıca 28 Şubat sürecinde Genelkurmay Hareket Daire Başkanı Korgeneral Çetin Doğan’ın askeri personelin evlilik cüzdanlarında başörtüsü araması, vaaz ve hutbeleri takibe aldırması mı demokrasi? İnsanlara aklın almayacağı baskı ve denetleme mekanizması uygulayarak özel hayatlarına dahi karışmaya çalışanlar bugün yargı önünde hesap vermekteler. Onların yargı önüne çıkarılması dahi ülkenin demokratik anlamda ne kadar yol aldığını görmek açısından önemlidir. Fakat durum bakandan bakan değişiklik gösteriyor tabii.

Bir ülkede cumhurbaşkanının görev süresi tartışılabiliyorsa, ismi hukuk dışı işlerle anılan genelkurmay başkanı yargılanabiliyorsa, gazeteci ve yazarları MİT gibi ülkenin en önemli kurumlarından birisinin işleyişini ve yapısını yeniden sorgulamaya açabiliyorlarsa, belki de spor ayağına da “Ergenekon”un karışma ihtimali yüksek olan “Şike Davası” ile karşı karşıya kalınıyorsa, insanları olup bitenleri eleştirip, araştırıp sorgulayabiliyorsa sizce de Türkiye demokratikleşmiyor mu?

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ÇOMÜ Haber 21 Eylül 2018, Cuma