Sayfa yükleniyor...
COMUHABER.COM - Çanakkale'nin En Güncel Haber Sitesi
ÇOMÜ Haber

Troia Savaşı Gerçekten Oldu mu?

Troia Savaşı Gerçekten Oldu mu?

Troia Savaşı’nın gerçekten olup olmadığı sorunu antik dönemden beri tartışılagelmektedir. Kimileri anlatılanların hayal ürünü olduğunu ileri sürmüş, kimileri İlyada’nın gerçek bir savaşı yansıttığına inanmış, kimileri ise ‘tarihsel bir arka plan’nın varlığından söz etmiştir. Bu tartışmalar özellikle M. Osman Korfmann’nın 1988 yılında başlattığı kazılar sonrasında daha da artmıştır. Troia’da kazı yapan tüm arkeologların hepsi, destanda anlatılan savaşın birebir aynısı olmasa da, kentte yapılan bir savaşın varlığına inanmışlardır. 1932-38 yılları arasında kazılar yapan Amerikalı Carl Blegen vardığı sonuç ise Troia VI’nın bir depremle yıkılmış olduğu, bu nedenle de Troia Savaş‘ı için aranan kentin Troia VIIa olacağıdır. Blegen sonuç olarak şunlar söylemektedir:

‘Günümüzdeki bilgiler ışığında, herkesin kabul ettiği bir krallık altında toplanan Akhalılar ya da Mykenlerin mütefikleri ile Troia halkı ve mütefikleri arasında tarihsel bir Troia Savaşı’nın olduğu konusunda artık kuşkular ortadan kalkmıştır’.

‘İlyada bir tarih kitabı değildir’ diyerek Homeros destanlarındaki tarihsel arka planı inkar ederek tartışmayı proveke edici bir alana çeken bazı eskiçağ tarihçilerinin yanısıra, I. Finley gibi kimi uzmanlar ise ‘Homeros’un Troia Savaşı’nı Grek Tunç Çağı tarihinden kovmak’ şiarıyla yayınlar yapmıştır.

Son dönemde ise konuyu olumlu bakan grupdaki kendi uzmanlık dallarında tanınmış ve kabul görmüş bilim adamlarının sayıları hızla artmıştır. Örneğin Uvo Hölscher, Rnald Hampe, Fritz Schachermeyer, Kurt Bittel Joachim Latacz, Manfred Korfmann vd. gibi. Bu grup böyle bir olayın tek başına uydurulamayacağını, yüzde yüz kanıtlanması imkansız olsa da tarihsel bir arka planın mutlak olması gerektiğine ‘inanmaktadırlar’.

Peki ama neden?

Yaşayan en önemli Homeros uzmanları arasında  kabul edilen J. Latacz’a göre Troia Savaşı,  İlyada’daki bilgilere göre Myken döneminin en dorukta olduğu zamana denk düşmektedir. Günümüze kadar elde edilen arkeolojik buluntular ve yazılı kaynaklar da bu tezi doğrular niteliktedir. Sürekli kuşaktan kuşağa aktarılarak ve heksametron (uyak kalıbı) düzenindeki dizelerle koruna gelmiş anılar, yaklaşık 450 ile 350 yıl arasındaki bir zaman diliminden, yani bazılarının olanaksız gördükleri ‘Karanlık Çağlardan’ dan geçerek Homeros’a ulaşmıştır. Zaten son dönemde ortaya çıkartılan arkeolojik buluntular da Son Tunç Çağı ve Demir Çağı arasında (yani Karanlık Çağlar olarak tanımlanan M.Ö. 1200’ler ve 900’ler arasında) öyle eskiden inanıldığı gibi tümden bir kopukluğun olmadığı, söz konusu bu dönemde görece bir kültürel devamlılığın varolduğu ile ilgili kuşkuları ortadan kaldırmıştır.

Latacz’a göre Troia Savaşı’nın özü filolojik verilere göre kesinlikle M.Ö. 1450’den sonra ve 11. yüzyıldan öncedir. Savaşın tarihsel özünün yüzde yüz bir kesinlikte ispatlanamayacağını, ancak destanların Myken krallıkları döneminde uzak Wilios’yu (Hitit metinlerinde Troia’nın ismi) konu alan bir tür fantastik öyküler olabileceği inancının geçersiz olduğunu,  çünkü son dönemdeki Hitit ve Mısır metinlerinde, Son Tunç Çağı’nda bu iki yer arasındaki güç kavgasında, politik-diplomatik ilişkilerin oldukça yoğun olduğunu gösteren bilgiler vardır.

Mykenler ve Hititler arasında olduğu sanılan bu savaş konusuna Troia ören yeri, bize bilgiler verebilir mi?

Bu sorunu açıklığa kavuşturmak için Troia’daki kalıntılara yöneldiğimizde,  ilk bakışta buluntuların bizleri ikna edebilmesi pek kolay gözükmüyor. Ancak kesin olarak bilinen bir şey var, o da Ege Tunç Çağı tarihleme sistemine göre, M. Ö. 1300-1250 ve 1200’lü yıllarda Troia’da meydana gelen en az iki tabribat evresinin olduğudur. Bu tahribatlar, Homeros Troia’sı olarak da tamımlanan Troia VI ve VIIa dönemlerinin şiddetli bir şekilde son bulduğuna işaret etmektedir. Troia VIIa döneminin ise kaybedilen bir savaş sonunda son bulduğu arkeologlar tarafındankabuledilmektedir. Blegen, bir depremle yıkılan Troia VI’dan sonra hemen Troia VIIa’nın kurulmaya başlandığınıkabuletmektedir. Ancak son dönemlerde ise TroiaVI’nın mutluka bir doğal felaket sonucunda yıkıldığı görüşünün doğru olmayabileceği, savaşa işaretedenbir kuşatmayla da yıkılmış olabileceği görüşü ileri sürülmektedir. Bu görüşü kabul edersek, o zaman neden silahlar, savaş izleri ve mezarlara rastlanılmadığı sorusuyla karşı karşıya kalmaktayız. Bu sorunya verilebilecek açıklama ise aşağı şehre ait bir savunma duvarının olduğudur. Aşağı şehir savunma duvarının amaçlarından en önemlisi kaledeki insanları o dönemin etkili silahları olan ok, sapan taşı ve savaş arabası gibi uzak menzilli silahlardan korumaktır. Yani kale ile aşağı şehir savunma duvarları arasında bir koruma alanı vardır.

Yeni dönem kazılarında Troia VI dönemi sonundaki yangın tabakasında yeteri kadar sapan taşı bulunmuştur. Hatta yine aynı yangın tabakasında savaş dönemlerinde olduğu gibi çok aceleyle gömülü bir kaç mezar ve de aşağı kenti çevreleyen bir savunma hendeği  de bulunmuştur. Sonuç olarak yeni dönem kazılarında Troia’nın Son Tunç Çağı döneminde ‘savaşların’ olduğuna dair yeni pekçok buluntu vardır.

Arkeolojik açıdan baktığımızda Troia kenti için yapılan bir savaşlar, yani ‘Troia Savaşları’ gerçek olaylardır.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ÇOMÜ Haber 24 Haziran 2018, Pazar