Bizimle İletişime Geçin

BİRİM HABERLERİ

Türk öğrencilerin en çok tercih ettiği 5 ülke

Yayınlandı

-

Sunulan eğitim olanakları ve ülkelerin daha ulaşılabilir olması öğrencileri kendi ülkelerinin dışında başka bir coğrafyada eğitim almaya itiyor.

Türk öğrenciler, eğitim olanakları ve kariyer fırsatlarından faydalanmak için yurt dışındaki okulları tercih ediyor. Yurtdışı tur destinasyonları hakkında ilginç bilgiler veren blog Prontotour, Türk öğrencilerin yurtdışında eğitim almak için en çok tercih ettiği beş ülkeyi sıraladı. İşte yurtdışı eğitim için tercih edilen ülkeler;

İngiltere

Türkiye’den her yıl 30.000’in üzerinde öğrenci alan İngiltere, bu özelliğiyle Türkiye’den en çok öğrenci alan ülke konumunda yer alıyor. İngiltere’nin ilk tercih olmasının en önemli sebebi, dünyanın evrensel dili kabul edilen İngilizcenin ana dil olarak kullanılıyor olması. Aynı zamanda eğitim kalitesi, ülkenin gençlere sunduğu sosyal imkanlar ve Türkiye’ye olan uçuş mesafesinin kısa olması da İngiltere tercihini belirleyen diğer unsurlar.

Amerika

Türk öğrencilerin eğitim almak için en çok tercih ettiği 2. ülke ise Amerika Birleşik Devletleri. İngiltere ile arasında birkaç bin öğrenci farkı bulunan Amerika’nın en çok tercih edilme nedeni ise eğitimindeki kalite ve eğitim sonrası kişiye sunulan iş fırsatları. İngiltere’ye oranla bir göçmen için daha yaşanılabilir bir ülke olan Amerika’nın aynı şekilde İngiltere’ye karşı tek dezavantajı ise uzaklığı. İnsan hakları ve gelişmişlik düzeyi de Türk öğrencilerin Amerika’ya akın etmesinin bir diğer önemli nedeni.

Malta

Listenin 3. sırasında yer alan Malta, daha çok kısa süreli dil eğitimi için tercih ediliyor. Ülkenin bu denli tercih ediliyor olmasının çok nedeni var. Bu nedenlerden en önemlisi, Malta’nın yabancı öğrenci alımını bir endüstri haline getirmiş olması. Öyle ki, Malta’ya giden öğrenciler, burada bulundukları 3-6-12 aylık süre boyunca hem profesyonel kurumlardan dil eğitimi alıyor, hem de turistik bir ülke olan Malta’nın yoğun sezonlarda bu sektördeki istihdam sorununu çözüyor.

Kanada

Neredeyse Amerika ve İngiltere ile aynı koşullara sahip olan Kanada, Türkiye’den öğrenci alımı konusunda 4. sırada bulunuyor. Ülkenin Amerika ve İngiltere’ye göre daha az öğrenci alıyor olmasının temel nedeni ise zorlu iklim koşulları ve fiziki uzaklığı. Bu zorlukların yanı sıra Kanada, eğitim almak için bu ülkeye giden öğrencilere sunduğu çalışma imkanlarıyla ön plana çıkıyor. Ciddi bir işgücü sorunuyla boğuşan Kanada, eğitim için gelmiş öğrencilere iş fırsatı sunduğu gibi yüksek çalışma ücretleriyle de öğrencilere ülkede geçirdikleri süre boyunca rahat bir yaşam olanağı sunuyor.

Tanıtım

Avustralya

Listenin 5. sırasında bulunan Avustralya’yı diğer 4 ülkenin bir karışımı gibi düşünmek mümkün. Fiziki anlamda oldukça uzak bir coğrafyada yer alan Avustralya, bu dezavantajını rahat yaşama olanağı ve anadil farkıyla telafi ediyor. Prosedür açısından da diğerlerine oranla hayli kolay olan Avustralya’dan uzun süreli bir üniversite eğitimi için kabul almak, Amerika’daki bir dil okulundan kabul almakla neredeyse aynı zorlukta. Kangurularıyla ünlü güzel kıta Avustralya’da geçirilecek günlerin insana katacağı değerler de tercih edilirlik açısından oldukça önemli.

Okumaya Devam Et
Tanıtım
Yorum Yapmak İçin Tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

BİRİM HABERLERİ

GSF’de Madde ve Madde Bağımlılığı Bilgilendirme Toplantısı Yapıldı

Yayınlandı

-

Yayımlayan

Güzel Sanatlar Fakültesi Necip Fazıl Kısakürek Tiyatro Salonu’nda “Madde ve Madde Bağımlılığı” bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. 

Çanakkale Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şube Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen toplantıda Dekan Prof. Dr. Evren Karayel Gökkaya açılış konuşmasını yaparken toplantıya akademisyenler ve öğrenciler katılım sağladı. Narkotik şubeden polisler madde bağımlılığı ve maddeyle mücadele konularında bilgilerini paylaşırken, narkotik köpeği Linayı sahneye alarak narkotikte köpeğin önemi, eğitimi konusunda bilgiler verdiler.

Kaynak: gsf.comu.edu.tr

Okumaya Devam Et

BİRİM HABERLERİ

Eğitimde Şenlik Var etkinliği gerçekleşti

Yayınlandı

-

Yayımlayan

Foto: egitim.comu.edu.tr

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılını şenlikleri Anafartalar Kampüsü’nde gerçekleşti.

“EĞİTİMDE ŞENLİK VAR” adı altında konser ve çeşitli geleneksel çocuk oyunları ile gerçekleştirilen etkinliğe çok sayıda öğrenci, akademik/idari personel ve vatandaş katılım sağladı. Öğrenciler ve diğer katılımcılar, bütün yılın yorgunluğunu yapılan eğlencelerle üzerinden attı. Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Zeki GENÇ’in konuşmalarıyla başlayan şenlikte ilk olarak Uzman Halk Bilimci Songül YEŞİL DOYKUN ve Arş. Gör. Samet DOYKUN geleneksel çocuk oyunları hakkında bilgi verdi. Daha sonra şenliğe katılanlar bu geleneksel oyunları deneyimleme fırsatı yakaladı. Etkinlik “TROİA QUİNTET” müzik grubunun konseri ve pilav dağıtımı ile son buldu.

“EĞİTİMDE ŞENLİK VAR” etkinliği Eğitim Fakültesi Dekanlığı, Türkçe Eğitim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehtap ÖZDEN, Arş. Gör. Samet DOYKUN, Arş. Gör. Dr. Enes YAŞAR ve Uzman Halk Bilimci Songül YEŞİL DOYKUN tarafından düzenlendi.

Kaynak: egitim.comu.edu.tr

Okumaya Devam Et

BİRİM HABERLERİ

İletişim Fakültesi’nde Kadın ve Medya Semineri Gerçekleştirildi

Yayınlandı

-

Yayımlayan

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde “Kadın ve Medya Semineri” gerçekleştirildi.  Seminerde İletişim Fakültesi öğretim üyeleri Doç. Dr. Hicran Ilgın ve Doç. Dr. Serhat Çoban birer konuşma yaptılar. İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilen seminere öğrenciler katılım gösterdi.

Seminerde Olağan Dışı Durumlarda Kadın ve Medya üzerine açılış konuşmasını Doç. Dr. Hicran Özlem Ilgın gerçekleştirdi. Doç. Dr. Ilgın, “Olağan dışı durumların ortak özellikleri yaşam kaynaklarına zarar verebilecek olmasıdır. Yapılan çalışmalar kadınların olağandışı durumlarda daha fazla zarar gördüğünü ve öldüğünü göstermektedir. Bunun nedenleri incelendiğinde ise farklı bakış açılarıyla erkeklerin kadınlara kıyasla biyolojik üstünlükleri olduğu görüşü, toplumun kadın ve erkeklerden beklediği roller farklılaşmış olması ve sosyal onay almak isteyen bireyler bu belirlenen rollere uygun davranış kalıpları sergileme çabasına ilişkin görüş ilk sırlarda yer alır. Bunun yanı sıra gelişmemiş, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde kadınların eğitim düzeylerinin erkeklerden daha az olması hatta okuma yazma bilmeyen birçok kadın olması, kadını afetler karşısında erkeklerden daha savunmasız yaptığı görüşü ile afet durumlarında kendi başına karar alamama, koşma, yüzme, ağaca tırmanma gibi temel becerilerin eksikliği görüşü sıralanabilir. Bu durumda sizlerden beklenen bir medya çalışanı olarak olağan dışı durumlarda zarar görebilirliği yüksek olan tüm dezavantajlı gruplara karşı duyarlılık geliştirilmesidir. Savaş, göç, afet mağduru kadınların tüm olağan dışı durumlarda sağlık, güvenlik gibi temel ihtiyaçlarına ilişkin farkındalık sahibi olunmalıdır. Kamuoyunu bilgilendirme açısından özel bir önemi ya da yararının olmadığı durumlarda tecavüz, taciz, istismar gibi suçlar haberleştirilmemesi noktasında hassasiyet gösterilmelidir. Eğer haberleştiriliyorsa reyting-tiraj malzemesi haline getirilmek amacıyla detaylara yer verilmemelidir. Olağan dışı durumlarda medyanın toplum üzerindeki etkileri göz önüne alınarak haber dili ve görsel öğeleri değerlendirilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Hicran Özlem Ilgın’ın konuşmasının ardından Doç. Dr. Serhat Çoban ‘Haberde Kadın Temsili’ üzerine konuşmasını gerçekleştirdi. Öncelikle toplumsal yaşamda cinsiyetçi dil konusuna değinerek dilin cinsiyetçi ifadelerden arınması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Çoban, sektörde yönetici görevlerde bulunan kadın çalışan sayısının erkeklerle eşit bir biçimde yer almadığını kaydetti. ‘’2016 verilerine göre medyada yönetici konumundaki 2052 Genel Yayın Yönetmeninin yalnızca 552’si kadındır. Kadınların haberlerde görünürlüğü ise 1995’de yüzde 16 iken 2015’de yüzde 26’ya ulaşmıştır” diyen Doç. Dr. Çoban, mevcut istihdam durumunun haber üretim pratiklerine de yansıyabileceğinin altını çizdi. Haberde cinsiyet vurgusunun sorunlu yönler taşıdığını, kadına yönelik şiddet konulu haberlerin magazinleştirilmemesi gerektiğini, kadın odaklı haberleri yazarken kadın dernekleri ve avukatlarla da görüşülmesi gerektiğinin önemi belirten Doç. Dr. Çoban sözlerini şöyle sürdürdü: “Yasama, yürütme ve yargıdan sonra toplumu etkileyebilme, değiştirebilme potansiyeli taşıyan medyanın dördüncü güç olarak cinsiyetçi ifadeleri kullanmaması gerekir, aksi takdirde bu tarz haberler kadınlara karşı önyargıları ve şiddeti tekrar üretir”.

Kaynak: iletisim.comu.edu.tr | Haber: Betül Çetinkaya/ Foto Muhabir: Serkan Şimşek

Okumaya Devam Et

BU AY ÇOK OKUNANLAR