Sayfa yükleniyor...
COMUHABER.COM - Çanakkale'nin En Güncel Haber Sitesi
ÇOMÜ Haber

ABD de FETÖ’nün İpini Çekiyor

ABD de FETÖ’nün İpini Çekiyor

Cumhuriyet’te de yazan İlhan Tanır’ın Fetullah Gülen’in ipinin ABD’de çekildiğini haber vermesi manidar. Belli ki Tanır asıl patronu ABD’nin Gülen’e karşı değişen tavrını görünce, o da FETÖ’yü ufak ufak satışa hazırlanıyor! İşte yazısı:

COMUHABER523256

Aralık ayının 9’unda, Washington’da, AKP hükümetinin Fethullah Gülen’e karşı tuttuğu Amsterdam & Partners LLC ve Fox Rothscild LLP Hukuk bürolarından Robert Amsterdam ve Patrick Egan bir basın konferansı düzenleyerek, dava ile ilgili açıklamalar yaptılar (toplantıya davet edilmediğim için gitmedim).

Kendi bloguna koyduğu 35 dakikalık bu basın toplantısı izlendiğinde Robert Amsterdam’ın kendinden emin bir görüntü verdiği görülüyor. Alanında tanınan ve saygı duyulan bir isim Amsterdam. Tabi Amsterdam’daki mutluluktan gelen bir kendine güven de olabilir çünkü Gülen’e açılan bu dava bazı gözlemcilere göre yıllarca sürebilir. Bu da demektir ki milyonlarca dolarlık bir müşteri.

Türkiye’de Tahşiye davası olarak bilinen davada mağdur olduğunu iddia eden 3 kişi Gülen’e bu hukuk büroları aracılığı dava açmış oldu. Kendilerinin, rakip dini grup oldukları için hapse, sahte veya yanlış delillerle gönderildiklerini, bütün bunların Gülen’in emri olduğunu iddia ediyorlar.

İnsan Kaçakçılığı?

Basın toplantısında Amsterdam bunun yanısıra uzun uzadıya Gülen Cemaatine birçok suçlama yöneltti. Bilindiği gibi Cemaate yakın 146 okul bulunuyor ABD’de. Örneğin Amsterdam bu okullardaki Türk öğretmenlerin maaşlarının yüzde 10 ila 40 arasındaki bir miktarın Cemaate geri verilmesinin zorlandığı ve bu öğretmenlerin ağır şartlarda çalıştırıldığı önerileri ile ‘’insan kaçakçılığı – human trafficking’’ suçlamasıyla Gülen’e dava açılabileceğini anlattı.

Amsterdam’ın bir başka üzerinde durduğu konu ise yine Gülen’in ABD’deki okullarına Türkiye’den getirilen öğretmenler ve onlara alınan H1 vizeler. Hatta bu vizeler için ödenen fahiş fiyatlar.

Gülen’den ilham aldıklarını söyleyen 150’ye yakın okul ABD’de genelde ‘charter’ okul statüsündeler. Yani öğrenci başı ciddi miktardaki bir parayı devletten alıyor ama özel okul mantığıyla eğitimde seviyeyi artıracakları bekleniyor. Ondan dolayı da milyonlar, belki de yüzmilyonlarca dolarların halkın vergisinden aktığı bir okul çeşidine ilgileri büyük Cemaatin. Bundan dolayı da okul gelirlerinin nasıl kullanıldığı konusunda okul yönetimlerinin açıklıkla sorulara cevap verebilmeleri gerekiyor.

Şeffaflık Sorunları

Amsterdam, bu okullarda bir gizliliğin bulunduğunu, bu okulların kendilerinin Gülen’e bağlı olduklarırıı dahi reddettiklerini ifade etti.

Amsterdam sürekli kendilerinde ‘testimony’ yani ‘ifadeler’ olduğunu iddia etti. Bu ifadelerdeki iddiaların ne tür iddialar olduğu ve ciddiyetlerini göremeden bilemeyiz.

21 Gün?

Hukukçu tespiti ile ‘normal’ ve ‘uzun bir hukuki sürecin’ başlangıcı bu yaşananlar. Bazı gazetelere yansıdığı gibi Gülen’e özel olarak bir hakimden verilmiş ‘’21 günlük bir süre’’ yok! Bu tür davalarda herkese ayrılan bir mühlet bu 21 gün. Yani sokaktaki Amerikalı Joe da, Fethullah Gülen de 21 gün süreye sahip! Ayrıca bu süreler birçok kez uzatılabilir.

Sürprizlere açık süreç olabilir

Bu süreç içerisinde davaya muhatap olanların ‘’forced disclosure of personal data’’ yöntemiyle bütün email veya bilgi akışlarının teslim edilmesi gibi farklı ihtimallerin olabilmesi mümkün.

Dava ‘Alien Sort Statute’ altında, ”eski hukuk” kaidelerinden gücünü alıyor. Bununla birlikte, ABD’de hakim olan ‘liberal mindset’ ile yabancı ülkelerde de olsa mağdur olmuş kişilerin, kendilerini mağdur eden failin ABD’de yaşaması halinde, hak ve hukukunu Amerikan mahkemelerinde arayabileceği ilkesiyle popüler bir dava türü. Amerikalıların kendilerini daha da iyi hissetmesine yarayan bir yanı da var.

Washington’da konuştuğum bir hukuk adamı ile uzunca Amsterdam’ın iddialarını ve Gülen’in durumunu değerlendirdik. Bu hukuk adamının söylediklerini not tuttum ve tespitlerini, her iki taraftan cevaplar almaya devam ettikçe yazacağım.

Stres sebebi olacak

Bunun ötesinde Türkiye’de büyük bir baskı altında olan Gülen Cemaati, yurtdışında en büyük başarı öyküsü olan ABD’de, bir süredir bir takım sıkıntılarla uğraşıyor. FBI enselerinde. Bazı okulların teftişlerini yerel basına yansıdıkça haberdar oluyoruz. Bir büyük müttefik ülkenin tartışmasız siyasi lideri (Erdoğan) tarafından sürekli çok ağır iddialarla suçlanan bir Hareket ve lideri hakkında ister istemez daha çok soru işareti ve negatif hava yükleniyor.

Kötü adet devam ederse

Örneğin daha geçen ay ABD’nin en çok satan gazetesi USA Today’da, ABD Senatörü Ayotte’ın, 43 bin dolarlık bağışı Cemaat üyelerine geri verdiği haberleşti. Haber komedi gibiydi çünkü habere konuşan Türk Amerikan bağışçıların birçoğu Ayotte’ın kim olduğundan hatta kadın mı erkek mi olduğundan dahi habersizdiler! Kendilerinin düşük maaşına rağmen bu Türk-Amerikalılar siyasi adaylara binlerce dolar bağışlayabiiyorlardı.! Halbuki Türk-Amerikan toplumu ile yakın olan liderlerle konuştuğunuzda bu toplumun siyasi kampanyalara bağış vermeye çok meraklı olmadığı görülür.

Bu senatörü başka senatör veya Kongre üyelerinin takip etmesi halinde Cemaatin başı derde girebilir. Örneğin Cumhuriyetçilere yakın haber sitesi the Daily Caller’da, Hillary Clinton’ın Cemaatten aldığı bağışları geri vermesi çağrısı yapıyordu.

Yine Daily Caller’dan Chuck Ross’ın yazdığı 12 Ekim tarihli bir başka yazıda, Gülen’e yakın Türk Kültür Merkezi başkanı Recep Ozkan’ın Clinton Global Initiative adlı STK’sına 2015’in üçüncü çeyreğinde bir milyon dolar bağışladığını yazdı. Hillary’nin kocası eski başkan Bill Clinton’ın liderliğini yaptığı bu STK’ya yapılan bağışların, dolaylı yoldan Clinton’ın başkanlığına yatırım olduğu herkesçe kabul ediliyor.

Clinton için ‘’Ready PAC’’ isimli br de siyasi aksiyon komitesi kurularak, Clinton’a sınırsız bağış toplama işini de, yine Daily Caller’a göre, Gülen Hareketine yakın iki isim yapıyor.

Amsterdam’ın bir başka iddiası, Gülen Hareketine yakın bu okullardaki öğretmenlerden gelen (zorla kesilen) paranın siyasi adaylara gönderiliyor oluşu.

Hareket okullarında çalışıp, ayrıldığını iddia ettiği bazı kimselerin söylediklerinin ciddiliği bilinmeden bu davanın ne kadar güçlü olduğunu bilmek de güç. Amsterdam’ın basın konferansında söylediklerini ne kadar kanıt getirebileceği önemli. İşini bilen bir avukat olduğu belli. Ve kanıtlar ne olursa olsun bu avukatın bazı gürültüler çıkarabileceği de görülüyor.

Cemaate yakın kesimlerin sürekli tekrar ettikleri Tahşiye lideri Mehmet Doğan’ın El Kaide’ye destek olması veya olmaması ise bana göre çok ileri önemde değil. İddia edildiği gibi mağdurların özgürlüklerinin Cemaat tarafından kasıtlı bir şekilde alındığı ispat edilirse.

Cemaatin bundan daha önce düşünmesi gereken konular var bence. Bu şeffaflık konusunu nasıl halledecekler sorusu mesela. Dünyanın en rahat, dini, kültürünü, dilini yaşatmakta son derece rahat bir Batı ülkesi ABD’de dahi halen şeffaflık sorunu yaşayan Cemaat. Can çıkar huy çıkmaz.

medyagundem

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ÇOMÜ Haber 17 Ekim 2018, Çarşamba