Sayfa yükleniyor...
COMUHABER.COM - Çanakkale'nin En Güncel Haber Sitesi
ÇOMÜ Haber

FETO’nun çocukları çıldırdı!

FETO’nun çocukları çıldırdı!

15 Temmuz darbe girişimi sonrası Fetullahçı çeteye yönelik olarak hızlanan operasyonlar, çete üyelerinin sinirlerini alt üst etmiş durumda.

Fetullahçı çete üyesi bir öğretim üyesi bugün öğle saatlerinde Çanakkale 116. Jandarma Er eğitim alayı kavşağında içerisinde ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dinçay Köksal, dekan yardımcısı Yrd.Doç.Dr. Fatih Kana’nın bulunduğu bir araca çarptı. Çarpma sonrası şans eseri ölen ya da yaralanan olmadı.

Görgü tanıklarının ifadesine göre, Fetullahçı çeteye mensup öğretim üyesi, çarptığı aracı bir süre takip etti ve kavşak bağlantı noktasına gelindiğinde araca kasten çarptı.

Öte yandan konunun terörle mücadele bürosuna intikal ettiği konu hakkında inceleme yapıldığı öğrenildi.

Editör notu:

Söz konusu habere Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Halil ÇETİN aşağıda belirtilen açıklamayı yapmıştır. Aynen yayınlıyoruz.

“20 Temmuz 2016 tarihinde Çanakkale Merkez Belen Köyü Çiftlik Mahallesi’ndeki bahçemde bulunuyorken saat 14:20’de komşum yanıma gelerek eşim Firdevs ÇETİN’in telefonda olduğunu ve benimle görüşmek istediğini söyledi. Bu arada telefonumun yanımda olmadığını ve köydeki evimde unuttuğumu anladım. Eşim telefonda Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyelerinin mesaiye devam konusunda her gün saat 15.00’a kadar imza atmaları gerektiğini, dolayısıyla hemen gelmemi söyledi. Ben de acele bir şekilde üzerimi değiştirdim ve 17 FH 932 plakalı Suzuki Vitara JLX aracımla yola çıktım. Yaklaşık 17-18 km mesafedeki köyden (bir kısmı şose ve Atikhisar barajı kıyısından geçtiğinden çok dönemeçli bir yol) Fakülte istikametinde yola çıktım. Saat 15:06 veya 15:07 sularında 116 Jandarma Kavşağı denilen yerde trafik lambalarında ışıkların kırmızı yanması sebebiyle durdum. Anlaşılacağı üzere üzerimi değişme ve yola çıkma hazırlıkları dâhil 40 dakika sürede şehiriçine ulaştım. Trafik ışıklarına yaklaştığımda ve durduğumda Bölüm Sekreterimiz Fatif HÜSREVOĞLU’nu telefonla arayarak nerede olduğunu öğrendim. Yaptığım görüşme saat 15:07 civarında gerçekleşti. Köyden acaleyle çıkmam, imza atmak için geç kalmış olmam ve telefonla görüşmem sebebiyle dikkatim dağımış olmalı ki bir klakson veya motor sesi ile hareket etmem için uyarıldıktan hemen sonra aracımı hareket ettirdim. Ancak bir çarpma sesi ve sarsıntısı olunca da hemen durdum. Ne çarptığım araç ne de şahsıma ait araç yerinden oynamadı. Yaklaşık 20 yıllık sürücülük tecrübem var ve şahsımın kusurlu olduğu bir trafik kazasına hiç karışmadım (sadece 1997’de aracıma arkadan çarptılar).  Araçtan önce ben indim. Ardından D. KÖKSAL ve F. KANA indiler. Onları görünce çok şaşırdım ve üzüldüm. Onlar da çok etkilenmiş görünüyorlardı. Zira her iki yönetici ile daha önceki zamanlarda yaptıkları işlemleri sebebiyle mahkemelik olmuş ve kendileri hakkında idari ve adli mercilere şikâyet ve suç duyurusunda bulunmuştum. Dolayısıyla böyle bir kazada karşı karşıya gelmek hiç istemezdim. D. KÖKSAL’a “kusura bakmayın” dediğimi hatırlıyorum. Daha sonra sigortacımı arayarak ne yapmamız gerektiğini sordum. Tutanak tutmamızı ve plakalar görünecek şekilde araçları ve hasar durumunu fotoğraflamamızı söyledi. İstenilenleri D. KÖKSAL ve F. KANA telefonarı ile yaptı. Bunun üzerine trafiği engellememek için benim teklifimle araçlarımızı yolun kenarına çektik. Bu arada F. KANA’nın telefonla bir yerleri aradığını gördüm. Kısa bir süre sonra Eğitim Fakültesi’nden Doç. Dr. Bülent GÜVEN ile Yrd. Doç. Dr. Hulusi GEÇGEL geldiler. Niçin geldiler bilmiyorum ama ben kendilerine meselenin basit bir trafik kazası olduğunu ve kazaya müdahil olmamalarını, araç sahibi D. KÖKSAL ile tutanak tutup gerekli işlemleri halledebileceğimizi söyledim. O zamana kadar benimle konuşmamış olan F. KANA, bir anda kendilerini öldürmek istediğim gibi ağır ve paranoyakça bir ithamda bulununca ortam gerginleşti. Zannediyorum bu arada Polis’e haber verilmiş. Trafik ve Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri gelerek duruma müdahale ettiler ve ifadelerimize başvuruldu. Yaşanan olay bunlardan ibaret olup neticede basit bir trafik kazasıdır. Hiçbir kasıt ve kötü niyet söz konusu değildir. Hele hele araçlarını bir süre takip ettiğim ve kasten çarptığım gibi bir iddia paranoyakçadır ve kabul edilemez. Yapılan iftira ve suçlamalar arasında “Fetullahçı çeteye mensubiyet” gibi oldukça vahim ve ağır bir ithamın lanetlenesi 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında gerçekleştirilmiş olması ise çok manidardır ve kurnazca bir aklın ürünüdür. Hukuki yollara inanmayan bir zihniyetin gayriahlaki ve gayriinsani bir yolla öç alma girişimini akla getirmektedir. Açıkçası bu tür ithamla daha önce de karşılaştım. ÇOMÜ Ezine MYO’da müdürlük yaptığım sırada, sabık müdür adına açılan bir facebook hesabı tarafından da bu tür bir ithama 2014 yılından beri maruz kalmaktayım. Sabık müdürün adını taşıyan facebook hesabı üzerinden yapılan iftiralar, bugün adli mercilerce soruşturulmaktadır ve dava konusudur. Haklarında önemli suçlamalar yaparak adli ve idari mercilere şikâyet ve suç duyurusunda bulunduğum birilerinin karıştığı bu basit trafik kazası olayından hemen sonra yine aynı ithamlara maruz bırakılmak istenmem bana şaşırtıcı gelmemektedir. Her türlü haklarını idari ve yasal yollardan arayan biri olarak bu ağır itham ve suçlama konusunda da hukuka güveniyorum ve yasal yollardan sonuna kadar mücadele edeceğim.

22.07.2016 Doç. Dr. Halil ÇETİN  ÇOMÜ Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi”

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

ÇOMÜ Haber 16 Ağustos 2018, Perşembe