Connect with us

Manşet

Doç. Dr. Oğuz Koçyiğit: “Bölge Turizmi ve Ekonomisine Katkı Sunacağız”

Published

on

Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Karabiga beldesinde yer alan ve Priapos antik kenti olarak da bilinen Pegai Kalesi’nde, arkeolojik yüzey araştırmalarına Eylül ayında başlanacak. Bölgede bir ilk olma özelliği taşıyacak olan bu çalışma ile ilgili üniversite basın koordinatörlüğü, ÇOMÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Oğuz Koçyiğit ile görüştü.

Röportaj şu şekilde:

Kazı alanı hakkında bilgi verir misiniz? Bu kazı sonrasında neyi hedefliyorsunuz?

Marmara Denizi’nin güney kıyıları ya da Troas Bölgesinin kuzeyi olarak tanımlayabileceğimiz Karabiga’nın da içinde bulunduğu bu bölge ve çevresinde arkeolojik araştırmaların tarihi çok eskiye gidiyor. Yakın geçmişte de yapılmış bazı araştırmalar var. Bunların hepsi çok değerli ve önemli çalışmalar. Bizim yapmayı planladığımız çalışma ise doğrudan kaleye ve kalenin arkeolojik durumuna odaklanmakta. Buradaki tahribat ve korumaya ilişkin çözüm önerileri önceliğimiz. Ayrıca birçok alandan uzmanın bir araya geldiği, çok katılımlı kolektif bir araştırma olması ve sadece Pegai Kalesi’ni ele alması ile önceki çalışmalardan bir adım öne çıkıyor diyebilirim.

Çalışma sahası

“Bölgeye bir katma değer sağlamayı hedefliyoruz”

Hedeflerimizin başında ise bu Ortaçağ kalesinin surları ve ayakta kalan yapıları ile bir bütün olarak belgelenip kayıt altına alınması geliyor. Kale ve çevresindeki Ortaçağ’a ait tüm kültür varlıklarının modern çalışma yöntemleri ile tespit edilmesi ve bunların yok olmadan belgelemeleri çok önemli. Zira Pegai Kalesi ve çevresinin son yıllarda artan yoğun bir tahribatla karşı karşıya olduğu ve bundan dolayı da bu önemli kültür varlığımızın her geçen gün yok olup gittiği acı bir geçek. Bu yıkıcı tahribata karşı alınabilecek önlemlerin belirlenebilmesi, birçok kültür varlığının yok olmadan evvel kayıt altına alınabilmesi ve bunların bilimsel yöntemlerle analizi, bölge turizmi başta olmak üzere, kültür tarihine ve arkeolojisine en büyük katma değeri sağlayacaktır diye umuyoruz.

Yüzey araştırması yapmayı planladığınız Pegai Kalesinin geçmişteki önemi nedir? Tarihi hakkında bilgi verir misiniz?

Pegai olarak bilinen Bizans kalesi, başta da söylediğimiz gibi Priapos antik kenti üzerine kurulmuş olup, bugünkü Karabiga beldesinin kuzey doğusunda bulunan Kale Burnu üzerindedir. Priapos, ismini mitolojideki Dionysos ile Aphrodite’in oğlundan alır. Priapos, bağların, bahçelerin ve ekili tarlaların koruyucusu, bolluk ve bereket tanrısı olarak tanınır.

Pegai adına ise ilk olarak Orta Bizans dönemindeki kaynaklarda, önemli bir ticaret merkezi olarak rastlıyoruz. Komnenoslar döneminde inşa edildiği tahmin edilen ve Bizans kaynaklarında Pegai, Latin kaynaklarında ise Spiga – Spigast olarak adlandırılan bu kale, limanı sayesinde daha önce hiç olmadığı kadar önem kazanmış, Türklerin burada etkin olmaya başladıkları ve kenti ele geçirdikleri ana kadar da önemli bir Latin ticaret merkezi olarak kalmıştır.

Pegai, bugün için zamanın ağır şartlarına dayanan ve oldukça heybetli görünen sağlam surlarıyla Marmara Denizi’nin batısına hâkim olduğu gibi, doğuda Kyzikos (Bandırma-Erdek) batıda ise Lampsakos (Lâpseki) arasında önemli bir liman ve Kocabaş Vadisi’nin denizle buluştuğu noktada stratejik konumdaki bir kaledir. Dolayısıyla hem Çanakkale Boğazı’nın girişini hem de Marmara kıyıları üzerinden güneye, Batı Anadolu’ya ulaşan yolları kontrol edebilecek pozisyonda olması nedeniyle, özellikle 12. ve 14. yüzyıl boyunca Venedikler, Latinler ve Bizanslılar arasında sürekli olarak el değiştirmiştir. Hatta bir dönem Bizans imparatorlarının Türklere karşı savaşmak için getirttiği Katalan paralı askerlerin dahi Pegai tarihinde yer aldıkları, kaleyi yağmaladıklarını biliyoruz. Fakat 14. yüzyıl başlarında artık Türklerin bölgeye tamamen egemen olmaya başlaması ile eski önemini yitirmiş ve nihayetinde Türklerin eline geçmiştir. 1509 yılında meydana gelen bir depremde ise surların ağır hasar aldığı ve bundan sonra bir daha onarılmayarak kaderine terk edildiği bilinir. Bu tarihten sonra yerleşimin iç bölgelere, Türkler tarafından kurulan bugünkü Biga’ya kaydığı kabul edilir.

Kale’de yüzey araştırmasının yapılacak olması bölgenin turistik değerine nasıl bir katkı sağlayacak?

Yaklaşık iki yıl boyunca sürdürülecek olan çalışmaların kalenin bölge turizmine kazandırılması adına önemli olduğunu düşünüyoruz. Elde edeceğimiz veriler ve bu veriler ışığında sunacağımız çözüm önerileri ışığında bu çalışmanın Çanakkale’nin kültür turizmi adına büyük bir kazanım olacağı kesin. Bunun yanı sıra, bölgenin turizm potansiyelinin ortaya çıkarılarak bölge insanına bir katma değer sağlayabilecek nitelikte olması, yapacağımız araştırmayı değerli kılmakta.

“Bölge Turizmi ve Ekonomisine Katkı Sunacağız” 

Karabiga, bugün için Marmara’nın güney kıyılarında yer alan küçük bir sahil kasabası konumunda. Ama temiz denizi ve bozulmamış doğasıyla yakın zamanda yerli-yabancı birçok ziyaretçinin ilgisini çekecek gibi duruyor. Eğer bizim yapmayı planladığımız arkeolojik çalışmalar programa uygun olarak yürür ve çalışmaların sonunda istediklerimizi gerçekleştirebilirsek, Karabiga’nın turizm açısından sahip olduğu bu artılara, tarihsel ve kültürel değerlerini de ekleyebilir, burasını önemli bir arkeolojik destinasyon haline getirebiliriz.  Tespitlerimiz ve değerlendirmelerimiz sonucunda yapılacak olan olası kazı, restorasyon ve çevre düzenlemeleri gibi çalışmalar bölge turizmine ve aynı zamanda ekonomisine katkı sağlayacaktır.

Bu çalışmanın sonunda ortaya ne çıkacak ve hala Çanakkale’de keşfedilmemiş bir arkeolojik saha bulunuyor mudur?

Çalışma sonunda öncelikle Pegai Kalesinin eksik kalan yanlarına ve bazı bilimsel sorunlara açıklık getireceğimizi umuyor, sadece Pegai Kalesi değil, bölge arkeolojisi ve tarihi için önemli sonuçlar elde edeceğimize inanıyorum. Çalışmalarımız ilerledikçe belki bunu daha iyi görebiliriz. Ama daha önemlisi, yok olup gitmekte olan tarihi bir değerimizin, ortaya koyduğumuz veriler ışığında değerlendirilerek hak ettiği değeri yakalayacağına inanıyoruz.

“Çanakkale’de Keşfedilmeyi Bekleyen Çok Fazla Değer Var”

Troas olarak da adlandırılan Çanakkale yöresi, esasında çok eskiden bu yana arkeoloji ilmi ile ilgilenen araştırmacıların ilgi odağı olmuş, birkaç yüzyıl öncesinden bu yana burada önemli keşifler yapılmıştır diyebiliriz. Örneğin, yanı başımızdaki Homeros’un İlyadasına konu olan Troya, tarihe Schillemann’ın önemli bir arkeolojik keşfi olarak geçmiştir. Yine bölgede bulunan Assos, Alaxandreia Troas gibi önemli arkeolojik yerleşim yerlerinin çok önceden keşfedildikleri ve ortaya çıkarıldıkları bilinen bir gerçek. Bugün Troya Müzesi’nde sergilenen ve yakın zamanda Biga’daki bir Tümülüs kazısından ele geçen Kızöldün lahdi ya da Çan Altıkulaç lahdi olarak adlandırılan boyalı Pers lahdi… Bunların hepsi bu toprakların bize mirası olan önemli keşifler. Ama ilginç olan şu ki; bugün hala Çanakkale ve yöresinde keşfedilmemiş ya da daha keşfedilmeyi bekleyen arkeolojik alanlarla karşılaşabiliyoruz. Çanakkale ve yöresi her ne kadar yüzyıllar öncesinden araştırılmaya başlanmış olsa da bugün birçok bakir ve keşfedilmemiş tarihsel değerlere sahip diyebiliriz.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden mezun ve okuduğunuz bölgede arkeolojik çalışmalar yapan bir akademisyen olarak ÇOMÜ’yü ve arkeolojik açıdan Çanakkale’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ben ÇOMÜ’den 2003 yılında mezun oldum. O dönem için imkanlarımız bugünkü imkanlara kıyasla kısıtlıydı diyebiliriz. Kampüs ve kütüphane olanakları sınırlıydı. Çanakkale’nin ulaşım imkanları bugünkü gibi çeşitli ve kolay değildi. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen bugün için baktığımda kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü biz şanslı bir jenerasyonduk. Benim dönemimde sınıf arkadaşım olan pek çok kişi kendi mesleğini yapma şansını yakaladı. Bir kısmımız çeşitli üniversitelerde akademisyen oldu, bir kısmımız ise bugün Kültür Bakanlığı’na bağlı müzelerde ya da koruma kurullarında müdür veya uzman olarak görev yapıyor. Ben ve benim gibi birkaç arkadaşım ise Çanakkale’de kalarak, mezun olduğumuz üniversitemize hizmet etme fırsatı yakaladık. Bu benim için çok önemli ve bu anlamda bunun bir tesadüf olmadığını söyleyebilirim. Çünkü Üniversitemiz daha kurulduğu o ilk yıllarda, Arkeoloji ve Sanat Tarihi alanlarını kendisinin dışa açılan yüzü olarak benimsemişti ve bu alanda yoğun gayretleri vardı. Bunu öğrenci iken hissedebiliyorduk.

 “Çanakkale’nin Gelişiminde Üniversitenin Rolü Büyük” 

Bugün ise artık hem Çanakkale’de hem de Üniversitemizde imkanlar daha fazla. Marmara Bölgesi’nin en önemli kütüphanelerinden biri üniversitemiz bünyesinde. Ayrıca kent merkezinde sadece arkeoloji alanında faaliyet gösteren bir kütüphane mevcut. Öğrencilerimiz doğrudan üniversitemizin hocalarının başkanlık ettiği Assos, Troya ve Maydos’da (yakın zamanda bunlara Tenedos-Bozcaada da eklendi) gerçekleştirilen kazılara ya da Çanakkale’nin farklı yerlerinde sürdürülen yüzey araştırmalarına katılabiliyorlar. Böylece mesleki deneyimlerini arttırıyor, belki de kariyerlerinin ilk adımlarını buralarda atıyorlar. Bunun yanında, bugün Çanakkale adeta bir müzeler kenti. Kent içerisinde Askeri Müze, Kent Müzesi, Seramik Müzesi gibi çok farklı alanlarda faaliyet gösteren müzeler mevcut. Tıpkı bir eğitim kurumu gibi çalışan Troya Müzesi hemen yanı başımızda. Burası eski geleneklerin çok ötesinde modern bir yaklaşımla çalışan bir müze. Üniversite ile iş birliğini önemseyen gerek öğretim üyelerimize gerekse öğrencilerimize daima kapısı açık bir kurum. Öğrencilerimiz burada staj yapıyor, bilgi, deneyim ve tecrübelerini doğrudan eserler üzerinde çalışarak ya da çeşitli projelere katılarak arttırabiliyorlar. Bütün bunların yanında; Çanakkale’nin sosyo-kültürel yapısı gereği arkeoloji ve sanat tarihi gibi alanlarda hep farkındalık yaratan çalışmalara ev sahipliği yaptığını ve bu alanlara ayrı bir ilgi duyduğunu geçmişte yapılan toplantılar, paneller ya da buluşmalardan biliyoruz. Bu anlamda arkeolojik açıdan Çanakkale hep yüksek bir potansiyele sahip olmuş ve bunda da Üniversitemizin rolü büyük olmuştur diyebilirim.

Arkeoloji biliminin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Arkeoloji biliminin her ne kadar eski ile uğraşsa da daima dinamik ve çağa uyum sağlayan bir alan olduğunu öğretti bize hocalarımız. Gerçekten de içinde bulunduğumuz dönemde arkeoloji biliminin her türlü teknolojik yeniliğe açık bir biçimde gelişim gösterdiği gerek sahada gerekse saha dışında yeni teknik ve yöntemlerle uygulanan bir bilim olduğu anlaşılıyor. Özellikle de yakın bir geçmişte çok hızlı bir gelişim içine giren arkeoloji bilimi hem ilgi alanlarında ve hem de araştırma yöntemlerinde büyük değişim göstermiştir diyebiliriz. Artık arkeolojinin araştırma konuları giderek toplumun daha büyük kesimini ilgilendiren çalışmalar haline gelmiş, bu anlamda Kent Arkeolojisi, Endüstriyel Arkeoloji, Dijital Arkeoloji gibi değişik uzmanlık alanları ile ilişkili bir çalışma biçimi ortaya çıkmıştır diyebiliriz.

Dolayısıyla içinde bulunduğumuz çağ ve son derece hızlı biçimde değişen teknoloji göz önüne alındığında hem arkeoloji biliminin ilgi alanı hem de yöntemlerinin ciddi anlamda değişim göstereceği kesin. Bunların nasıl değişiklikler olacağını kestirmek şimdiden güç. Ama bildiğimiz arkeolojik yöntem ve uygulamalarının çok ötesinde tekniklerin uygulanacağını, arkeolojinin hayatın hemen her alanında etkin olacağını söyleyebiliriz.

comu.edu.tr

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

BİRİM HABERLERİ

GSF Dekanlık Devir Teslim Töreni Gerçekleştirildi

Published

on

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF) Dekanlık Devir Teslim Töreni gerçekleştirildi.

ÇOMÜ GSF Dekan V. Prof. Dr. Evren Karayel Gökkaya, görevi Prof. Dr. Dinçay Köksal’dan teslim aldı.

Törende, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süha Özden,  Prof. Dr. Suat Uğur, Prof. Dr. Bünyamin Bacak, Genel Sekreter Doç. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu ve fakülte idari ve akademik personeli yer aldı.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat, dekanlık görevini yerine getiren Prof. Dr. Dinçay Köksal’a teşekkür ederken, görevi devralan Prof. Dr. Evren Karayel Gökkaya’ya başarılar diledi.

Continue Reading

Manşet

Türkiye’de İlk: Yetiştirilen Istakoz Yavruları Denize Bırakıldı

Published

on

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Türkiye’de bir ilke imza attı. ÇOMÜ, Dardanos Yerleşkesindeki Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesine ait Deniz Canlıları Araştırma/Uygulama Merkezi’nde yetiştirilen ıstakoz yavruları Çanakkale Boğazına bırakıldı.

Etkinliğine Rektör Prof. Dr. Sedat Murat, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Erdem Karadağ, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bünyamin Bacak, Çanakkale Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Meral Harput ve akademisyenler katıldı. 

Sahip oldukları değer nedeniyle avcılık baskısına maruz kalan ıstakozların popülasyonunu arttırmak amacıyla Yetiştiricilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umur Önal ve Yüksek Mühendis Hakan Baki tarafından geliştirilen sosyal farkındalık projesi ile balıkhaneden temin edilmiş dişi bir ıstakoz anacından elde edilen yumurtalar larval aşamadan itibaren yetiştirildi ve 9 hafta sonra denize bırakılabilecek evreye getirildi. 

Konuyla ilgili Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Yetiştiricilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Umur Önal, azalan balıkçılık kaynaklarına dikkat çekmek ve bu kaynakların akuakültür yolu ile desteklenebileceğini vurgulamak üzere 2017’den bu yana her yıl farkındalık projeleri yaptıklarını, bu kapsamda bu yıl ıstakoz üretimini hedeflediklerini belirterek şunları söyledi: 

“Aşırı Avcılık, Avrupa Istakozunun Üretimini 2-3 Ton Seviyelerine Çekti”

Avrupa Istakozu olarak bilinen ve ülkemiz sularında da bulunan tür (Homarus  gammarus) ekonomik değerinin son derece yüksek olmasına bağlı olarak  aşırı olarak avlanmaktadır. Aşırı avcılığın etkisi, avcılık yolu ile elde edilen üretim miktarlarına yansımış ve son yıllarda üretim 2-3 ton seviyelerine gerilemiştir.  Özellikle İngiltere ve Norveç gibi ülkelerde aşırı artan talebe bağlı olarak ıstakoz popülasyonlarında geçmiş yıllarda görülen büyük azalma, bu türün yetiştiricilik yolu ile üretilerek doğal ortamlarına bırakılmasıyla engellenmiş ve böylelikle doğada yaşayan popülasyonların akuakültür ile sürdürülebilir şekilde desteklendiği başarılı bir yönetim modeli ortaya çıkmıştır. Bu başarılı modeller dikkate alınarak, bu yıl ıstakoz üretimini de hedefledik. Ülkemizde azalan ıstakoz popülasyonlarına dikkati çekmek ve bu türün ülkemizde de insan eli altında üretilebileceğini göstermek üzere yaptığımız proje kapsamında Türkiye’de ilk defa olarak ıstakoz yavruları ÇOMÜ, Dardanos Yerleşkesindeki Deniz Canlıları Araştırma/Uygulama Merkezinde yetiştirilerek denize bırakılabilecek boya ulaştırdık. Bu kapsamda balıkhaneden aldığımız dişi bir ıstakoz anacından elde edilen yumurtalar, larval aşamadan itibaren yetiştirdik ve 9 hafta sonra denize bırakılabilecek evreye getirilmesini sağladık.  4 ay süren çalışma sonucunda yetiştiricilik yolu ile elde edilen ıstakoz yavrularının denize bırakılması başarılı bir şekilde yapıldı.”

“Türkiye’de Yetiştiriciliği Yapılarak Popülasyonu Arttırılabilir”

ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ekrem Şanver Çelik, Türkiye’de ilk defa yetiştiriciliği yapılarak doğaya salınmaya hazır hale getirilen ıstakoz yavrularının denizle buluşturulduğunu söyleyerek, “Bu pilot çalışma ıstakozların Türkiye’de de insan eli altında üretilerek popülasyonlarının arttırılabileceğinin göstergesi oldu. Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazımızı etkileyen müsilaj sorununun yanı sıra dünyada ve ülkemiz genelinde çeşitli nedenlerle doğal habitatların bozulduğunu, zarar gördüğünü ve doğal canlı stokların azaldığını görüyoruz.  Bu nedenle doğal stokların yetiştiricilik yoluyla desteklenmesi gün geçtikçe önemi artan bir konu haline gelmektedir.  Biz fakülte olarak son 4 yıldır doğal stokların desteklenmesine yönelik Fakültemizin Dardanos Yerleşkesindeki Deniz Canlıları Araştırma/Uygulama Merkezinde yetiştirdiğimiz çipura ve levrek yavrularını doğaya bıraktık. Bu sene ise geçmişte Çanakkale’nin önemli bir su ürünleri avcılığını oluşturan ve avcılık baskısı altında olan yaklaşık 4,5- 5cm cm büyüklüğündeki ıstakoz yavrularını anneleriyle birlikte, dalgıç hocalarımızın eşliğinde, belirlediğimiz uygun alanlarda doğaya bırakıyoruz. İlk defa ülkemizde gerçekleştirilen bu çalışmanın alt yapısının güçlendirilerek Çanakkale Boğazında iyi bir model oluşturularak devam ettirilmesini ve kalıcı olmasını istiyoruz ” dedi. 

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi hocalarının Türkiye’de ilk defa gerçekleştirdiği ve 4 ay süren projesinin sonucunda yetişen ıstakoz yavrularını denizle buluşturduklarını belirterek, “ Önemli bir adım atıyoruz. Istakoz Türkiye’de oldukça az olan ve pahalı bir deniz ürünü. Bu adımın bereket getirmesini diliyoruz. En kısa zamanda Marmara Denizinin ve Çanakkale Boğazının müsilajdan temizlenmesini ve deniz ürünlerinin de denizlerimizde çoğalmasını umuyoruz” dedi. 

Genç ıstakoz bireyleri,  Avcılık ve İşleme Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Adnan Ayaz, Prof. Dr. Uğur Altınağaç ve Dr. Öğretim üyesi Alkan Öztekin’den oluşan bir ekip tarafından Çanakkale Boğazı’nda uygun bir derinlikte bulunan suni resif ortamına bırakıldı. 

Continue Reading

Manşet

Tacettin Aslan’a Fahri Doktora Tevcih Töreni Gerçekleşti

Published

on

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) tarafından İÇDAŞ’ın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Tacettin Aslan’a Fahri Doktora Payesinin verildiği Tören İÇDAŞ Kongre Merkezinde gerçekleşti. 

Törene; AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım, Vali İlhami Aktaş, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, ÇOMÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Süha Özden, Prof. Dr. Bünyamin Bacak, Prof. Dr. Suat Uğur, ÇOMÜ Genel Sekreteri Doç. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu, Genel Sekreter Yardımcısı Dr.  Mehmet Erkan Kıllıoğlu, Çanakkale Protokolü’nün yanı sıra  siyasi parti temsilcileri ve akademisyenler katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan tören, ÇOMÜ’nün tanıtım filminin izlenmesi ardından ÇOMÜ Devlet Konservatuarı tarafından verilen müzik dinletisi ile devam etti. 

Tacettin Aslan’ın anlatıldığı  “Emanet” konulu kısa filmin izlenmesinden sonra açılış konuşmaları sırasıyla ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat,  Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım tarafından gerçekleştirildi.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat, Tacettin Aslan’ın ülkemize, Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı şehitler diyarı Çanakkale’ye ve Üniversitemize yaptığı hizmetlerin saymakla bitemeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi: “Bu kadar hizmeti sunan örnek bir şahsiyete üniversite olarak yapabileceğimiz şey fahri doktora unvanı takdim etmekti. Bunun mutluluğunu yaşıyoruz. Ülkemize, üniversitemize yaptığı hizmetleri tek tek saymak mümkün değil. Bunların en önemlilerinden birisi de adeta bir Selatin Camii şeklinde 6 minareli olarak inşa edilen ve bizlere hediye etmiş olduğu 18 Mart İÇDAŞ Ulu Camii eserdir. Yaptığı hizmetlerden dolayı kendilerine en kalbi duygularımızla teşekkür ediyoruz.”

Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, bu topraklara hizmetin çok şerefli bir adım olduğunu ifade ederek Çanakkale’nin son dönemde çok özel projelerle tüm Türkiye’de adından söz ettirmeye başladığını söyledi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“ Çanakkale tarımda, sanayide, turizmde çok kıymetli işlere imza atmaya başladı. Çanakkale tarımın, sanayinin, turizmin yanı sıra bir de gençlik ve eğitim kenti. Çanakkale hem coğrafi güzelliği ile hem de akademik iddiasıyla en çok tercih edilen üniversiteyi içinde barındırıyor. Eğitimle ilgili en büyük markamız Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi. 50 bine yakın öğrencisi, uluslararası ilişkilerdeki iddiası, güçlü akademik kadrosu, çalışkan Rektörü, başarılı Teknopark yönetimi, sosyal yaşam alanlarındaki örnek haliyle Üniversitemiz Türkiye’de gençlerimizin çok öncelikli tercih ettiği üniversitelerden birisi.  Üniversitemizin büyümesinde hepimizin gayreti var. Devletimizin iddiası var. Tüm Çanakkale’nin sahip çıkmışlığı var. Ancak bir de özel omuz verenlerimiz var. İÇDAŞ ailesi bunların başında geliyor. Türkiye’nin en önemli ihracat derecesi yapan İÇDAŞ’ın kurucu başkanı olan Tacettin Aslan’a başarılar diliyoruz. Çanakkale’de yaptığı tüm yatırımları için de teşekkür ediyoruz.”

AK Parti Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım ise konuşmasında Türkiye’ye ve Çanakkale’ye yapılan yatırımlardan bahsederek bu yatırımların odağında insan olduğunun altını çizdi.  

“Osmanlı Devletini kurarken Şeyh Edebali’nin dediği gibi; “İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın” düsturu boşuna söylenmedi. Bunun, asırlar geçse de değeri artarak devam ediyor. Bugün fahri doktora unvanı tevcih edeceğimiz Tacettin Bey adeta yakın tarihimizin yaşayan bir şahididir. 1932 yılında dünyaya gelmiş, 2’nci Dünya Savaşını karşılamış ve 1950’den bu tarafa da ülkemizin yaşadığı badireleri bir bir tecrübe ederek, bugünlere gelmiş. Tornacılıktan, ihracatıyla, üretimiyle ülkemize değer katan ve adından söz ettiren bir şirket haline gelmiş. Kendisine ve bütün aile bireylerine bu vesileyle şükranlarımızı sunuyoruz. Milletimiz adına, Çanakkale’miz adına yaptıklarından dolayı teşekkür ediyoruz.” 

Açılış konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Fahri Doktora Ünvanı Tevcih Töreni için gönderdiği ve hitaplarının olduğu videolu mesaj izlendi.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan  mesajında, İÇDAŞ Kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Tacettin Aslan’a girişimcilik alanında takdim edilen fahri doktora unvanının hayırlı olmasını dileyerek başladığı videolu mesajında şunları söyledi. 

“Tacettin Aslan Bey, vatanına ve milletine hizmeti ibadet mesafesinde görmüş Türkiye’nin ve Çanakkale’nin kalkınması için çaba harcamış, hayırseverliğiyle insanımızın gönlünde taht kurmuş, her bakımdan müstesna bir şahsiyettir. İÇDAŞ gibi bir dünya devini ülkemize kazandıran Tacettin Aslan, sivil toplum kuruluşları ve eğitim kurumlarına verdiği güçlü destekle de nitelikli insan havuzumuzun gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştur. Nitekim bugün, iş ve ticaret hayatımızın farklı alanlarında Tacettin Aslan Bey’in yetişmesine vesile olduğu birçok başarılı yönetici, mühendis ve girişimciye rastlıyoruz. Aynı şekilde Tacettin Bey’in desteğiyle yaptırılan okullardan mezun olan binlerce insanımız, ülkemize ve milletimize hizmet ediyor. Türkiye’ye ve Çanakkale’ye yaptığı katkılar için Tacettin Aslan Bey’e teşekkür ediyor Allah’tan kendisine hayırlı, sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. Sayın Rektör ve üniversite yönetimini kadirşinaslıkları için tebrik ediyor, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin tüm öğrencilerine, hocalarına başarı dileklerimi iletiyorum.” 

Fahri Doktora Ünvanı Tevcih Töreni öncesinde ÇOMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Süha Özden, İÇDAŞ’ın kurucusu ve Yönetim Kurulu Üyesi Tacettin Aslan’ın özgeçmişini ve senato kararını okudu.

Ardından Tacettin Aslan’a ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat tarafından cübbesi giydirildi, ÇOMÜ’nün rozeti takıldı ve ÇOMÜ’nün mensubu olduğunu, kurumsal aidiyeti ifade eden ÇOMÜ kimlik kartı verildi. Sayın Binali Yıldırım, Tacettin Aslan’a işletme bölümü girişimcilik alanında fahri doktora payesini takdim etti.

Tacettin Aslan için Fahri Doktora Ünvanı tevcih töreninde Binali Yıldırım, Vali İlhami Aktaş, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sedat Murat tarafından günün anısına Tacettin Aslan’a hediye verildi.

Hediye takdiminin ardından Tacettin Aslan yaptığı teşekkür konuşmasında; “Memleketin kalkınması adına elimizden gelen gayreti sarf etmeye çalıştık. Çok şükür, Rabbimizin de yardımıyla güzel işlere imza attık. Tüm hayatımız boyunca daima veren el olmaya gayret ettik. Gelecek nesillerimizin eğitimli bireyler olarak yetişmesi adına sofrada bizim de tuzumuz bulunsun istedik. Marifet iltifata tabidir. Şahsıma yapılan bu iltifat benim için büyük bir onur vesilesidir” dedi. 

Fahri doktora unvanı tevcih törenin toplu fotoğraf çekimiyle son bulmasının ardından Tacettin Aslan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin açılışı video konferans yöntemiyle gerçekleştirildi.

24 derslik, 5 adet laboratuvar, 190 kişilik konferans salonu, 1 adet kapalı spor salonu, 1 adet 250 kişilik kız öğrenci yurdu, 1 adet 250 kişilik erkek öğrenci yurdunun yer alacağı İÇDAŞ tarafından yaptırılan Tacettin Aslan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi dualarla ve hayırlı olsun temennileriyle açıldı.

Continue Reading

ÇOK OKUNANLAR

Copyright © 2021 Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Haber Sitesi